Gazeteler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gazeteler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2009 Perşembe

DOĞU TÜRKİSTAN’DA TÜRKLERE ETNİK SOYKIRIM UYGULANIYOR, DOĞU TÜRKİSTAN KAN AĞLARKEN


ABD Kongre Merkezi’nde kurulan Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti, Çin’de ve Doğu Türkistan’da Müslüman Türklere yönelik uygulanan devlet terörünü şiddetle kınamakta ve etnik katliama dönüşen devlet terörünün son bulmasını hür dünyadan ve Pekin yönetiminden talep etmektedir.
26 Haziran 2009 tarihinde bir fabrikada zorunlu köle olarak çalıştırılan Doğu Türkistanlı genç kız ve erkeklerle Çinli işçiler arasında başlayan tartışma, Çinli işçilerin Uygur kızlarına sarkıntılıklarını devam ettirmeleri neticesinde çıkan olaylar, 200 kadar Çinlinin sopa ve demir çubuklarla gece yarısı Uygur gençlere saldırmaları üzerine katliama dönüşmüştür.
Oyuncak Fabrikası’nda meydana gelen ve sabaha kadar süren bu katliama güvenlik güçlerinin müdahalede bulunmayarak seyirci kalmaları, faillerin tutuklanmaması aradan geçen bir haftalık süre içinde hiçbir adli soruşturmanın yapılmamış olması, aksine mağdur ve mazlum Doğu Türkistan gençlerinin abluka altında gözetime tabi tutulması, ölen (şehit düşen) ve yaralananların doğu Türkistan’daki yakınlarını ve Doğu Türkistan halkını galeyana sevk etmiştir.
Demokratik tepkilerini ortaya koymak, katliamı gerçekleştirenlerin cezalandırılmasını talep etmek üzere 5 Haziran 2009 günü Doğu Türkistan’ın (Şincan Uygur Özerk Bölgesi) başkenti Urumçi’de düzenlenen masum protesto yürüyüşü Çin Güvenlik Güçleri tarafından kanlı bir şekilde bastırılmış ve kamuoyunun bilgisi dahilinde cereyan eden katliam gerçekleştirilmiş olup, zırhlı araçlarla göstericiler dağıtılmış, çiğnenmiş ve akabinde hedef gözetmeksizin açılan ateş sonucu ilk etapta 200 genç katledilmiştir. Yaklaşık 1000 kişi yaralanmış olup, bunun büyük kısmı kritik yaralı olarak hastanelere sevk edilmişlerdir. Ne var ki hastanelerde Çinli doktorların tedavi etmemesi veya yavaşlatması sebebiyle kritik yaralı olduğu söylenen gençlerin büyük kısmının bakımsızlıktan öldükleri ve cesetlerinin de sokaklara rastgele atıldıkları gelen haberler arasındadır.
Nitekim 6 Haziran günü gecesi, görgü tanıklarının ifadelerine göre sokak köşelerinden 100’ün üzerinde ceset toplandığı bilinmektedir. Ölü sayısının 200’ün çok üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. Ağır yaralı olarak sokak köşelerinde inleyen ve yardım talep eden gençlerimizin hastanelere götürülmeyip, bulundukları yerlerde darp edilerek öldürüldükleri veya ölmeye terk ettikleri öğrenilmiştir.
7 Haziran 2009 sabahı itibariyle aldığımız haberlere göre Urumçi’de ve Doğu Türkistan genelinde Gulca, Kaşgar, Hoten şehirlerinde hayat durmuştur. Bölgenin dış dünya ile iletişimi çoğu zaman engellenmektedir. Kontrollü iletişime izin verilmektedir. Dolayısıyla sağlıklı bilgi alınamamakla birlikte özellikle Urumçi’de adeta “insan avı” başlatılmıştır. Yaşları 12 ila 30 yaş arasındaki Uygur, Kazak, Kırgız, Özbeklerden oluşan Doğu Türkistan gençleri potansiyel suçlu olarak evlerinden alınarak gözaltına alınmaktadır.
7 Haziran günü saat 10.35’de aldığımız haberlere göre, çeşitli mahallelerden toplanan gençlerin, kamyonlarla Urumçi’nin Yu en leung denilen semtinin yakınında, Seymaçen mahallesinin arka tarafında yer alan Hipodrom sahasına getirildikleri, gençlerin burada çırılçıplak soyuldukları, Çinli asker ve polisler tarafından sopalarla, cop ve demir çubuklarla darp edilerek insanlık dışı işkenceye tabi tutuldukları öğrenilmiştir. Doğu Türkistanlılara ait iş yerleri yağma edilmektedir. Olaylar çığrından çıkmış, kontrol edilemez noktaya ulaşmıştır. Adeta etnik bir soykırım uygulanmaktadır. Abartısız ifade etmek gerekirse bir nesil yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti; Uygur’uyla, Kazak’ıyla, Kırgız’ıyla, Özbek’iyle bir bütün olarak ayakta kalma mücadelesi veren Doğu Türkistan gençlerinin hak arayışlarının aşırı güç kullanarak şiddetle bastırılmasını protesto etmektedir.
Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti; katliam boyutuna ulaştığı anlaşılan ve Hitlervari, Mussoloni benzeri devlet terörünün durdurulması konusunda başta Pekin Hükümeti olmak üzere hür dünya ülkelerini, Birleşmiş Milletleri, Avrupa Parlamentosu’nu, AGİT’i, İslam Konferansı Örgütü’nü hatta Şanghay İşbirliği Örgütü’nü girişimde bulunmaya davet etmektedir.
Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti; özellikle Türkiye Cumhuriyeti’nin olaylara müdahil olmasını talep etmektedir. Halkımızın da beklentisi bu yöndedir. Filistin’in, Gazze’nin haklı davasına gösterilen “resmi hassasiyetin” Doğu Türkistan için de gösterilmesi durumunda, olayların daha da üzücü boyutlara ulaşmasını önleyeceği kanaatimiz vardır.
Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti; bu kanaatten yola çıkarak Pekin yönetimini daha itidalli olmaya, demokratik hak arayışlarına saygılı olmaya, Doğu Türkistan (Şincan Uygur Özerk Bölgesi)’daki yerel askeri güçlerin aşırı ve kontrolsüz güç kullanmalarına engel olmaya davet etmektedir.
Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti; Doğu Türkistan sorununun tehlikeli bir aşamaya geldiğini ve Çin Hükümeti’nin de bölge halkının endişelerini azaltmak için girişimde bulunulması gerektiğinden hareketle; 26 Haziran Guandoung’daki ve 5 Haziran’da Urumçi’deki olaylarda göz altına alınan, tutuklanan Doğu Türkistan gençlerinin şartsız serbest bırakılmaları talep etmekte ve Guandoung’da olayların başlamasına sebep olanların ve katliama seyirci kalan yöneticilerin tutuklanmaları halinde bölgedeki hadiselerin yatışacağı kanaatini hür dünya kamuoyu ile paylaşmaktadır.
Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti; bölgesel barış ortamını tehdit eden olayların durdurulması noktasında her türlü girişimde ve özveride bulunmaya açık olduğunu, gerekirse olayların büyümeden yatıştırılması amacıyla Ankara’nın veya BM ve Pekin’in güvencesinde bölgeye gidilebileceğini beyan etmektedir.
Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti bu vesile ile tüm dünyaya ilan etmekteyiz ki, biz kendi topraklarımızda özgür ve bağımsız yaşamanı ötesinde öncelikle BARIŞ İÇİNDE VE İNSANCA YAŞAMAK İSTİYORUZ… Kendi milli ve dini kimliğimizi koruyarak, kendi kültürümüzü yaşamak istiyoruz… İnsanca yaşama ortamının sağlanması konusunda “Ankara”nın bütün uluslar arası mekanizmaları harekete geçirecek şekilde girişimde bulunması hem dini bir vecibedir hem de vicdani, milli ve insani bir borçtur…
Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti olarak, Bölgenin stratejik önemine ve yaşanan sorunlara vakıf olduklarını bildiğimiz sayın Cumhurbaşkanımızın, sayın Başbakanımızın Urumçi’den, Kaşgar’dan yükselen imdat çağrısına kulak vereceklerine, dertlerine derman olacaklarına inanıyor ve halkımızın bu haklı beklentisini kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.
Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti olarak Doğu Türkistan Milli Merkezi, Doğu Türkistan Vakfı, Doğu Türkistan Göçmenler Derneği, Doğu Türkistan Dayanışma Derneği, Türkmeneli İnsan Hakları Derneği, Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği, Avrasya Türk Dernekleri Federasyonu , Aydınlar Ocağı, Yesevi Vakfı, İHA, İHH gibi sivil toplum örgütlerinin, partilerimizin desteğinden dolayı minnet ve şükranlarımızı sunmak istiyoruz.
İSMAİL CENGİZ
Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü
Doğu Türkistan Milli Merkezi Gen Sekreterliği / Doğu Türkistan Dayanışma Göçmenler Derneği /Doğu Türkistan Dayanışma Derneği / Türkmeneli İnsan Hakları Derneği / Avrasya Türk Dernekleri Federasyonu
International Turkish Society Federation/Uluslararasi Turk Topluluklari FEderasyonu

DOĞU TÜRKİSTAN KAN AĞLARKEN

Uygur Türkleri katlediliyor, dünya seyrediyor... Doğu Türkistan'da katliam Türkiye dışında en fazla Türk nüfusunun yaşadığı yer neresidir bilir misiniz? Doğu Türkistan ... Bugün, üzerlerinde uygulanan bütün soykırım politikalarına rağmen, Doğu Türkistan ’da 38 milyon civarında Uygur Türkü yaşamaktadır. Uygur Türkleri , Hun , Göktürk , Uygur ve Karahanlı devletlerini kuran büyük bir kültür ve medeniyetin torunları ve bizim yakın akrabalarımız, soydaşlarımızdır. Urumçi ’deki katliam esnasında, bir Uygur Türk kadının elinde salladığı ‘Gök Bayrak’ a dikkat ettiniz mi? Bu bayrak, rengi haricinde bayrağımızın aynıdır. Esasen, Türk Milleti ’nin ‘atayurt’ coğrafyasının en mümtaz yerinde, Doğu Türkistan ’da bulunan Uygur Türkleri , ‘Türklük şuuru’ na en fazla sahip Türk unsurudur. *** Doğu Türkistan , Yakup Han zamanında (1820-1877) Osmanlı İmparatorluğu ’na kendi isteğiyle bağlanmıştı. Yakup Bey , Osmanlı Sultanı Abdülaziz ’e oğlu Yakup Han Töre ’yi (Hoca Töre ) yollayarak yardım talep etti. Abdülaziz Han , Hoca Töre ’nin talebi üzerine Doğu Türkistan ’a bir gemiyle asker ve silah göndermiştir. Yakup Bey , Sultan ’ın verdiği ‘emîr’ unvanıyla hâkimiyeti altındaki topraklarda, Osmanlı Sultanı Abdülaziz Han adına hutbe okutarak para bastırmıştır. Ne yazık ki, ‘Can Doğu Türkistan’ , Yakup Bey ’in vefatı üzerine 1878’de Çinliler tarafından istilâ edilmiş; ancak 1930’lardan itibaren, işgali kabul etmeyen Uygur Türkleri , Kumul , Turfan ve Hoten savaşlarından sonra 1933’te ‘Şarkî Türkistan İslâm Cumhuriyeti’ ni, 1944’te de ‘Şarkî Türkistan Cumhuriyeti’ ni kurmuşlardır. 1949’daki komünist Çin işgalinden sonra bu atayurt topraklarına ‘Şincan Uygur Özerk Bölgesi’ adı verilmiştir. 1949’dan bu yana tam 60 yıldır Doğu Türkistan Türkleri , Uygurlar , Çin ’in işgali, esareti ve mezalimi altında inim inim inleyerek yaşamaya çalışmaktadır. *** Uygur Türkleri ’nin önderlerinden, yakın dostum merhum İsa Yusuf Alptekin , ‘Doğu Türkistan Türkleri, bugün ya sessizce eriyip tarih sahnesinden silinme veya topyekûn ayaklanıp kahramanca ölme gibi bir tercih ile karşı karşıya bırakılmışlardır’ demişti. Bugün Urumçi ’de, Çin Ordusunun ve paramiliter Çinlilerin Uygur Türkleri üzerinde uyguladıkları katliam bütün dünyanın gözleri önünde cereyan etmektedir. Resmen ilân edilen ölü sayısı 156 olmasına karşılık, alçakça şehit edilen Türk sayısının 1000’in üzerinde olduğu ve tutuklanan 6000 Uygur gencinin ‘ölümle’ ile tehdit edildiği bilinmektedir. Çinli Vali , zulüm karşısında ayaklanan Türkler ’in idam edileceğini söylerken, bir taraftan da bölgedeki göçmen Çinlilere teminat vermektedir. Aslında Doğu Türkistan ’da yaşanan sadece ‘katliam’ değil, aynı zamanda acımasız bir ‘soykırım’ dır. Müslüman Türkler nükleer denemelerde kobay olarak kullanılmakta; doğum yasağı ve mecburî kollektif kürtajla bebekler katledilmekte; insanî hayat hakkı ve hürriyet isteyen herkes yargısız infaz edilmekte; bölgeye her yıl plânlı olarak Çinli militan göçmenler yerleştirilmekte; yüz binlerce genç çalışma kamplarında işkence edilerek zorla çalıştırılmakta; kısaca her türlü insan hakkı fütursuzca çiğnenmektedir. *** Dünyada en ucuz şey Türk kanıdır... Bunu kahrederek söylemiyoruz. Hele kan ırkçılığı peşinde hiç değiliz. Lâkin, tarihimize de, bugüne de bakarsanız bu tespitin ne kadar doğru olduğunu görürsünüz. Yüzyıl önce tehcir edilen Ermeniler ’in hesabı sorulurken, PKK teröristlerinin katli ortaya atılırken; Rumeli ’de Kafkaslar ’da, Orta Doğu ’da katledilen milyonlarca Türk ’ten hiç kimse söz etmiyor. ABD işgalinden sonra öldürülerek ve göç ettirilerek ortadan kaldırılan 800 bin Irak Türkü sahipsiz kaldı. Düşününüz bir kere... Doğu Türkistan ’da yaşananların binde biri dünyanın bir başka bölgesinde yaşansaydı ne kadar büyük tepkilere sebep olurdu? CNN International dünkü haber bülteninde Çin ’deki sel felâketinde ölen 20 Çinli için gözyaşı dökerken, Urumçi ’deki katliamın sözünü bile etmiyordu. Bizim medyamızda dahi bu acımasız katliamı ‘Etnik Çatışma’ başlığı altında verenler, Çinli katliamcılarla şehit edilen Uygur Türkleri ’ni aynı kefeye koyanlar olmuştur. *** Dün kendisiyle görüştüğümüz Dünya Uygur Kurultayı başkan yardımcısı Seyit Tümtürk , Uygur Türkleri ’nin lideri Rabia Kader ’in Vaşington ’dan Ankara ’ya getirilmesini ve yapacağı Basın Toplantısı ’yla Uygur Türkleri ’ne hitap ederek normale dönüşün sağlanmasını teklif etti. Biz de bu teklifi olumlu karşılıyoruz. Şunu altını çizerek belirtelim ki, Çin ile ilişkilerimizin bozulmaması adına Türkiye olarak bu katliam karşısında sessiz kalırsak, Türk Milleti ve tarih önünde sorumlu oluruz. Bu konuda Başbakan Erdoğan ’ın ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu ’nun tepkilerini müspet karşılıyoruz. Ancak, tepkinin bunun da ötesine taşınması lâzımdır. Merhum İsa Yusuf Alptekin ’in vefatından önceki son yazısı şöyle bitiyordu: ‘Doğu Türkistan meselesi, insanlık adına halledilmedikçe ve renkleri solan insanların ülkesinde hürriyet güneşi doğmadıkça, alınlarında kara bir lekeyi daima taşıyacaklardır. Gönül arzu eder ki, Doğu Türkistan meselesinin halledilmesi dâvâsında öncülük şerefi Türkiye’nin hakkı olsun.’ Hepimizin bu temenniye iştirak etmesi lâzımdır. Hasan Celal Güzel/Radikal
Haber Kaynağı aktifhaber.com...Tarih 09.07.2009

Türkistan nereye?

DOĞU Türkistan'da Çin rejiminin vahşeti sürerken, Uygurlardan yeni bir lider yükseliyor: Rabia Kadir. Uygur Türkleri ilk defa dünyaya sesini bu çapta duyurabilen bir lider çıkardı. Doğu Türkistan'ın yakın tarihinde Osman Batur ve Hoca Niyaz gibi kahramanlar vardır. "Üç Efendiler" denilen siyasi liderler; Mesut Sabri Baykuzu, Mehmet Emin Buğra ve kendisiyle tanışma mazhariyetine sahip olduğum İsa Yusuf Alptekin vardır. Fakat onların yaşadığı dünya sağırdı, "insan hakları" kavramı da bugünkü kadar etkili değildi. Bugün, Rabia Kadir Uygurların sesini dünyaya duyuruyor; TV'ler ve basın ondan bahsediyor. Kadın olması onun şiddetten uzak stratejisini güçlendiriyor! Böyle bir dünyada, böyle bir sözcü bulan Uygurların insan hakları mücadelesi burada durmaz, gelişecektir! Temel ilkeler Rabia Kadir, Çin'de piyasa ekonomisi sayesinde zengin oldu, iş ve organizasyon tecrübesi kazandı, dünyayı tanıdı. Uygurların haklarını savunduğu için on yıl hapse çarptırıldı, eşi ABD'ye iltica etti. ABD'nin baskısıyla Pekin, Rabia'yı hapisten çıkarıp sınır dışı etti, o da "Dünya Uygur Kongresi"nin ve "Uygur Amerikan Derneği"nin başkanı olarak davasını dünyaya anlatıyor. İki oğlu halen Urumçi'de hapistedir! Uygurların mücadelesinde terör yok! Tibetliler gibi silahsız mücadele ediyorlar. The Washington Post'taki makalesinde görüyoruz ki: * Rabia Çince 'Şincang' (Sincan) demiyor, Doğu Türkistan diyor. * Son olayların münferit olmadığını, Şubat 1997'de Gülce'de barışçıl gösteri yapan binlerce Uygura karşı Çin rejiminin yaptığı "Gülce katliamı"nı hatırlatıyor. * Tibet'in Kutsal Lideri Dalai Lama'nın mücadelesi ile paralellik kuruyor, Tibet ve Doğu Türkistan dayanışmasını savunuyor. * Müslüman olduklarını vurguluyor, "dinimiz, kimliğimiz için hayati derecede önemlidir" diyor, din ve vicdan özgürlüğü istiyor. * Şiddeti, terörü kesinlikle reddediyor. Bunlar dünyanın anlayacağı fikirler ve stratejilerdir. Uzun ince yol Çin elbette ekonomik, siyasi ve askeri bir devdir. IMF geçen hafta Çin'den 50 milyar dolar kredi aldı! Dünya Çin'e ekonomik ambargo falan uygulayamaz. Çin'in gücü çok "katı"dır ama çağımızda insan hakları etkili bir siyasi "yumuşak güç"tür. Uygurlar buna sahip olmaya başlamışlardır. Çin bundan ürktüğü içindir ki, Rabia'yı son olayların sorumlusu, şiddet yanlısı gibi göstermek istiyor. Yol çok uzun elbette. Ama Çin, Mao'ya geri dönmeyip ekonomik kalkınmasını dünya ile ilişkilerini geliştirerek sürdürecekse, er geç hem Urumçi'de hem Tianenmen'de demokratik özgürlükleri tanımak zorunda kalacaktır! Rabia'yı hapisten çıkarmak zorunda kaldığı gibi! Büyük âlim Zeki Velidi Togan daha 1957'de şunları yazmıştı: "Asya ve bilhassa Orta Asya Meseleleri ırklar arası mücadeleler ile değil, iktisadi gelişmenin doğuracağı mecburiyetlerle halledilecektir." (Türklüğün Mukadderatı Üzerine, sf. 201) İktisadi gelişmenin doğuracağı mecburiyet, demokrasi ve açık toplum yoluna girmektir! Çin vahşetinin kurbanı olan Uygur şehitler boşa ölmediler; bu yolu açtılar. Onları rahmetle, Uygur şair Mehmet Tevfik'in şiiriyle anıyorum: Uluğ vatan, arığ toprak, aziz Türkistan Tarihindur acun içre mukaddes destan Medeniyet esasını burun taratkan Türkistannı Tengri bizge möngü yaratkan

Taha Akyol

Doğu Türkistan Türkiye’nin namusudur !!!

Dünya sağır, Amerika kör, Avrupa duyarsız… Orta Asya’nın emaneti, çekik gözlüm, şimdi mazlum. Haykıracak kimseler yok, sokaklar eğlence mekanlarına kilitlenmiş ve Türkiye’ye uzaktan gelen kan kokusu midemizi bulandırmıyor. Utanmıyoruz, arlanmıyoruz ve hayasızca duymadan, isyan etmeden seyrediyoruz. Doğu Türkistan’da akıtılan kan ayaklarınızı kirletmiyor mu? Bu kan içinizi eritmiyor mu? Allah aşkına... Muhammed aşkına...Aynaya bakın tek tek, yok edilen sana, bana benziyor... Gökbayrak'ın mavi rengini al kanları ile sulayanlar bizim bayrağımıza benzetiyorlar maviyi...Bir el verin onlara, bir dua. Ama nafile onlar bizim bayrağa benzetseler bile kanları ile ne önemi var ki? O Gökbayrak’ın kendi ırkından gelen insanların yaşadığı Türkiye topraklarında taşınması bile yasak. Çin politikalarını bize bile yutturmuş, bizi bile ikna edip kardeşlerimizi terörist sınıfına koydurmuş. İnadına yarın Albayrak’ın yanına birde Gökbayrak alacağım arabama, evime koyacağım. Soranlara bu benim anavatanım, yadigarım diye tanıtacağım, birde utanmadan biz onlara sahip çıkamadık diyeceğim. Bu bayrağı biz yasak etti diye…Sonra'da aldığım her üründe Çin'i protesto edeceğim. Çin mallarını asla almayacağım. Çin kinini, nefretini kolluk kuvvetleri aracılığı ile kusuyor, bu yetmezmiş gibi birde vatandaşlarını ellerinde demir sopalarla sokaklara döküp öyle öldürtüyor kardeşlerimizi. İçim kan ağlıyor. Ağlasa ne fayda. Kim duyacak, kim gidip Çin Büyükelçisine durdurun bu vahşeti yoksa… Zor be çekik gözlüm zor. Sen bize Orta Asya’nın emanetisin ya biz ne kadar sahibiz sana?... Yarım asıra yakın zamandır kustuğun kanı görmedik. Bazen Filistin’i, Afganistan’ı duyduk, ses verdik omuz verdik onlara da seni hiçe saydık. Sahip çıkmadık kısacası sana, seni öldürenleri lanetlemedik gür bir sesle. Filistin davamız dedik, Müslümanlar ölmesin dedik de... Senin Müslüman olduğunu unuttuk hep. Unuttuk da ne oldu? Hatırladıklarımızda da başına dert açmadık mı? Resmi politikalarımız Çin’in elini güçlendiren türden olmadı mı? Biz bile seni Çin’in terörist görmesine yardımcı olmadık mı? Bugün bini aştı ölü sayısı... Sende bilmiyorsun bende hatırlamıyorum ama 32 yıldır kaç şehit verdin? Kaç ana yüreğine taş bastı da cesedini ağlamadan götürüp gömdü. Ben bilmem bunu belki sende unutmuşsundur. Çünkü acılar taze eskisini hatırlayacak kadar zaman tanımıyorlar size. Öldürün öldürün sesleri ile sokaklarınız cesetlerle dolduruyorlar yine. Yeniden... Bu kez sokaklarda cansız bedenlerinize sahipleriniz bile ulaşamıyor. Onlara ölü demeyin, ben diyorsamda bakmayın cahilliğimdendir. Onlar Doğu Türkistan’ın kurtuluşu, bağımsızlık yolundaki dik duruşu. Onlar ki Gökbayrak’a renk vermek için bedenlerini teslim eden namus bekçileri. Bilmezler ki o sokaklarda yatan her beden bir damla kan verdi Gökbayrak’a. Ah Doğu Türkistan… Orta Asya’nın bize emaneti. Çekik gözlüm... Urumçi sokaklarında ruhsuz bedenin yatıyor ya, ben de hayasızca seyretmeye devam ediyorum. Soyumu soysuzlaştırmak için zorla fuhuşa teşvik edilen kızlarımıza sahip çıkmıyorum. Ah ben bu emaneti nasıl koruyamadım da demiyorum artık. Doğu Türkistan bile diyemiyorum cesaret edip. Gökbayrak’ın yasak olması beni korkutuyor. Ve ben zorla kürtaja götürülen emanetin karnından deşilerek alınan ve öldürülen o çocukları bilmiyorum artık. Bilmiyorum çünkü ben senin Müslüman ve Türk kardeşim olduğunu unuttum. Öldürülen ve soysuzlaştırılan bendim o kürtajda. Unuttum ya benden soracaklar seni, yarın bilmiyorum da derim ben. Çin’in Sincan denilen bölgesi diye umarsızca konuşurum. Varsın biz böyle diyelim, varsın biz senin esaretini seyredelim. Çekik gözlüm, Orta Asya’nın bize son emaneti… Bu kez ok yaydan çıktı. Tüm sağır dünyaya inat, vefasız bize kendini ispat edercesine sokaklardaki kadınlar mücadelesini veriyor. Namusunu koruyor. Ve dökülen kanlarınız bu kez bağımsızlık diyor. Sen namusunu korudun korumasına ya, biz sana ne kadar sahip çıktık? Gökbayrak'ını bile serbest edemeyecek kadar bizde emanet kaldın! Ayhan Kıskaç http://www.haber7.com/haber/20090709/Dogu-Turkistan-Turkiye8217nin-namusudur.php
Haber Kaynağı www.haber7.com...Tarih 09.07.2009

8 Temmuz 2009 Çarşamba

Vahşeti Durdurun


Çin, Uygur Türklerine karşı giriştiği korkunç katliamın ardından 2 camiyi yok etti.

Ölüm mangaları!

DOĞU Türkistan’ın başkenti Urumçi’de Çin asker ve polisi desteğinde silahlanan Çinliler, kasap bıçakları, kalın sopalar ve çivili demir çubuklarla Türk avına çıktı. Sokaklar cesetlerle dolu.
Katliam savunmasıKENTE takviye asker gönderen Çin, katliama devam etmeye kararlı! Olayların sorumlularının idam edileceğini açıklayan Pekin yönetimi, aldığı tedbirlerin ‘yasal ve haklı’ olduğunu savundu.

Rusya kayıtsız ABD ‘endişeli’ÇİN’in Doğu Türkistan’da giriştiği katliamı dünya boş gözlerle izliyor. Rusya, yaşanan vahşeti Çin’in ‘içişleri’ olarak nitelerken, ABD ise Bakan Clinton’ın ağzından ‘olayları endişeyle izlediğini’ duyurdu.

Tüm Çin malları boykot edilmeli!ÇİN’in Türklere uyguladığı soy-kırım, Türkiye’de derin bir nefret ve infial uyandırdı. Siyasiler ve sivil toplum kuruluşları, ilk etapta Çin mallarına karşı boykot isterken, AKP Hükümeti’ni de göreve çağırdı.

Ölüm mangaları Türk avında!.. Doğu Türkistan’a konuşlanan binlerce Çin askeri ve milis, terör estiriyor. Sokağa çıkan her Uygur Türkü kurşuna diziliyor. Sokaklar ceset dolu. Camiler bile saldırıya uğradı.

Çin’in Doğu Türkistan’da Türklere yönelik başlattığı katliam hız kesmeden sürüyor. Başkent Urumçi’de binlerce Çinli, asker ve polisin desteğiyle ellerinde kasap bıçakları, kalın sopalar ve çivili demir çubuklarla Türk avında. Sokağa çıkan her Uygur Türkü saldırıya uğruyor. Urumçi sokaklarında dolaşan binlerce asker ve Çin milisi, terör estiriyor. Sokaklar “kafalarına tek kurşun sıkılarak” öldürülen cesetlerle dolu. Katledilen Türklerin sayısı binlerle ifade ediliyor. Çin ordusu, ayrıca bir haftadan beri ablukaya aldığı Urumçi’de yeni katliamlar için ek kuvvet konuşlandı.
Evlere ani baskınlarAskerler, kentteki büyük bir meydanda harekat için hazır bekliyor. Dün sabah 200 kişilik bir grup yasağa rağmen estirilen terörü protesto etmek için sokağa çıktı. Mahalleleri ayırmak için polisin kordon altına aldığı yerin yakınlarında toplanan Türklere polis müdahale etti. Taş ve sopalarla dövülen göstericiler gözaltına alındı. Gösterici Türklerden biri, 300 kadar Çinlinin güvenlik kordonunu geçerek evlere saldırdığını ve katliamlara devam ettiğini belirtti.

Soykırımı politikasıDünya Uygur Kongresi Genel Başkan Yardımcısı Seyit Tümtürk, yaşananların bir haftalık katliamlarla izah edilemeyeceğini ve olayların perde arkası olduğunu kaydetti. Tümtürk, “1949’da komünist Çin tarafından işgal edilen Doğu Türkistan, maalesef çok yoğun bir soykırım ve asimilasyon politikasına maruz kaldı” dedi.

Camiler imha edildi
Seyit Tümtürk, şunları kaydetti: “Son üç gün içinde ölü sayısı, en az 600 civarında. Tam teyit edemediğim rakamlara göre ise bu sayı 2 bin. Henüz bugün aldığım bir bilgiyi arz ediyorum: Doğu Türkistan’da iki tane cami imha edildi. Birisi yakılarak, birisi patlatılarak. Ayrıca bir Uygur tiyatrosunda 200 civarında Uygur gencinin cesedinin bulunduğu bilgisi elime ulaşmış durumda. Cesetleri saklayacak yer yok. Tiyatro boş olduğu için içine koymuşlar.”

Sokaklar “kafalarına tek kurşun sıkılarak” öldürülen cesetlerle dolu. Urumçi’de yüzlerce Çinli, ellerinde çivili demir çubuklarla Türkleri öldürmek için dolaşıyor

Özgürlüğümüz elimizden alındı Dünya Uygur Kongresi lideri Rabia Kader, Doğu Türkistan’daki çatışmalarda 500’ün üzerinde Türkün polis tarafından öldürüldüğünü söyledi. Wall Street Journal Asia’ya makale yazan Kader, başkent Urumçi’de tam bir vahşetin yaşandığını belirtti. Doğu Türkistan’daki kaynaklara dayandırdığı makalesinde Kader, olayların başta Kaşgar olmak üzere başka bölgelere doğru yayıldığını kaydetti. Amerika’da yaşayan Kader, Çinli yetkililerin güvenlik önlemlerini de kınadı. Son olayların ardından Pekin yönetimince halkı ayaklanmakla sorumlu tutulan Rabia Kadir, “Olayların sorumlusu ben değilim. Türk halkını çok baskı altında tuttular” dedi. Kader, “Ben kimseye sokağa çıkın demedim. Ama deseydim de hatalı olmazdı. Çin yönetimi Türk halkına eziyet etti. Eğitim hakkını dil hakkını elinden aldı. Özgürlük diyeni içeri attı” ifadesini kullandı. Akrabalarının bir kısmının gözaltına alındığını çocuklarının ise ev hapsinde olduğunu dile getiren Kader, “Özgürlük davasına hizmet etmeye devam edeceğim” dedi.

KATLİAMA SAVUNMA

Pekin yönetimi idama hazırlanıyor

Çin hükümeti, gösterilerin sorumlularının idam edileceğini açıkladı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Çin Gang ise, Urumçi’de patlak veren şiddet olaylarına karşı alınan önlemlerin yasal ve haklı olduğunu savunarak, bu önlemlerin farklı etnik gruplara mensup halk tarafından da desteklendiğini ifade etti. Pekin’de bir basın toplantısı düzenleyen Çin Gang, yasaların uygulanmasıyla görevli makamların bazı şüphelileri gözaltına almasının, halkın can ve mal güvenliğini korumayı amaçladığını ileri sürdü. Sözcü, hiçbir ülke gibi Çin’in de bu tür sabotaj ve şiddet olaylarına izin veremeyeceğine, aksi takdirde ülkenin hukukla yönetilen bir ülke ve hükümetin sorumlu bir hükümet olamayacağını dile getirdi.

Hu Jintao, G-8’i çok kısa kestiÇin Cumhurbaşkanı Hu Jintao, dün başlayan G8 Zirvesi için İtalya’ya yaptığı geziyi kısa keserek ülkesine dönme kararı aldı. Çin’in resmi haber ajansı Xinhua, Hu Jintao’nun, Doğu Türkistan’daki olaylar nedeniyle bu kararı aldığını duyurdu.
Rusya, Çin’e tam destek verdiRusya, Doğu Türkistan’daki olayların Çin’in “içişleriyle” ilgili konu olduğunu açıkladı. Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Ayrılıkçı sloganlar kullanıp, etnik hoşgörüsüzlüğü tahrik ederek buradaki karmaşayı çıkaran kişiler vatandaşlara saldırıp dövdüler, arabaları ters devirip yaktılar, dükkanları ve diğer binaları yağmaladılar” denildi. Açıklamada, “Rusya’nın, bölgeyi Çin Halk Cumhuriyeti’nin ayrılmaz bir parçası olduğuna dair görüşünü ve bu olayları da çok net şekilde Çin’in içişleri şeklinde değerlendirdiğimizi teyit ederiz” ifadesine yer verildi.

Washington: ‘Derin endişe’ duyuyoruz ABD Dışişleri Bakanı Hillary Rodham Clinton, ülkesinin Doğu Türkistan’daki etnik çatışmalardan derin endişe duyduğunu söyledi. Clinton, gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD olarak mevcut durumu anlamaya çalıştıklarını belirterek, en önemli konunun ise şiddetin sona erdirilmesi olduğunu dile getirdi. Hillary Clinton, ülkesinin tüm taraflara itidal çağrısında bulunduğunu da kaydetti.

Hollanda polisi Türklere saldırdı Hollanda Uygur Vakfı, Hollanda polisinin, Doğu Türkistan’da meydana gelen olayları kınamak amacıyla Lahey’de Çin Büyükelçiliği önünde düzenlenen protesto gösterisine katılanlara karşı “insanlık dışı” davrandığını bildirdi. Vakıf Başkanı Bahtiyar Nasır, protesto gösterisinin yetkililerden alınan izinle yapıldığı, amaçlarının soydaşlarına yapılan saldırıları kınamak olduğunu söyledi. Nasır, “insanlık dışı” davranışından dolayı polisin özür dilemesini beklediklerini dile getirdi.

DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ KATLİAM TÜRKİYE’Yİ AYAĞA KALDIRDI

Çin işkencesi yapılıyor

DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Doğu Türkistan’da yaşanan olayları “Çin işkencesi” olarak niteleyerek, “Uygurlu Türklerin canı bir Çin oyuncağı kadar bile kıymetli değil” dedi
DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Doğu Türkistan’da yaşanan şiddet olaylarını “Çin işkencesi” olarak tanımlayarak, “Uygurlu Türklerin canı bir Çin oyuncağı kadar bile kıymetli değil” diye konuştu. Cindoruk, partisinin GİK toplantısında, gündeme ilişkin konuları değerlendirdi. Uygur Türklerine Çin tarafından işkence yapıldığını söyleyen Hüsamettin Cindoruk, “Asfaltlara serilmiş cansız bedenler, alınlarından kurşunla vurularak öldürülmüş kadınlar bizim soydaşlarımızdır. Türkiye aktif mücadele vermeli Doğu Türkistan Türklüğün en önemli merkezlerinden biridir. Orada yaşayan insanlarımız, soydaşlarımız, kardeşlerimiz, sadece Çin’in değil bütün insanlığın himayesinde olmalıdır, tabi ki Türk devletinin de.. Bu hadise hepimizin içini acıtmıştır” dedi. Cindoruk, yaşanan olaylar karşısında, Türkiye’nin aktif bir mücadele ile cevap vermesi gerektiğini belirtti. (ANKA)

Erdoğan’dan Çin’e: Vahşeti durdur

Türkiye- Körfez İşbirliği Konferansına katılan bakanların onuruna verilen yemekte konuşan Başbakan Erdoğan, Çin’e vahşeti durdur çağrısı yaptı. Başbakan Erdoğan konuşmasında şunları söyledi: “Önceki gün Urumçi’de meydana gelen olaylarda 150’den falza Uygur hayatını kaybetti. Bunları endişe ve üzüntü ile takip ediyoruz. Bunları izleyenler herkesi deheşete düşürüyor. Türkiye’de yaşayan uygur kardeşlerimizin ve haklı olarak vatandaşlarımızın endişe olduğunu görüyoruz. Uygur kardeşlerimizi aramızda iyi iş birliği olan Çin ile köprü olarak gördük. Beklentimiz vahşet boyutuna varan olayların sona ermesidir. Çinli yetkilierin olaylarının tespit etmesi ve adalet mekanizmasını tüm insanalrığın vicdanını rahatlacak adımlar atmasıdır. Bunun gereğini geçici üyesi olduğumuz BM’de gündeme getireceğiz ve gereğinin yapılmasını isteyeceğiz.” İlk resmi adımÖte yandan, Çin’de meydana gelen ve yüzlerce Uygur Türk’ünün hayatını kaybettiği çatışmalarla ilgili Ankara ilk resmi adımı attı. Çin Maslahatgüzarı, dün öğle saatlerinde Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı.

Dünyanın sessizliği endişe vericiAnavatan Partisi Genel Başkanı Salih Uzun Doğu Türkistan’da yaşanan vahşet karşısında dünyanın ve Türkiye’nin içinde bulunduğu sessizliğin kendilerini hayrete düşürdüğünü, endişelerini artırdığını belirterek, “Sayın Başbakan’ın Davos’ta Filistinli Müslümanlar için gösterdiği ve hepimizin desteklediği hassasiyetin aynısını Uygur Türkleri ve Müslümanları için de göstermesini ve ’one minute’ demesini bekliyoruz” dedi. Uzun; yazılı açıklamasında yaşananların Avrupa’nın kalbinde Boşnaklara uygulanan zulmün bir benzeri, belki de daha büyüğünün bu kez Asya’nın kalbinde Uygur Türklerine, Uygur Müslümanlarına uygulandığını gösterdiğini belirtti. Uzun, şöyle devam etti: “Tarihi ve kültürel bağlarımız olan bu soydaşlarımızın yaşadıklarına sessiz kalınamaz.”(ANKA)

Ülkü Ocakları’ndan siyah çelenkAnkara ve İstanbul Ülkü Ocakları Çin katliamını protesto etmek amacıyla Çin Halk Cumhuriyeti Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bıraktı. Büyükelçiliğin yakınında toplanan grup, ellerinde Çin’i protesto eden çeşitli dövizler taşıdı ve sloganlar attı. Ülkü Ocakları Genel Başkanı Harun Öztürk, olayların fotoğraflarının yer aldığı ve “Made In China” yazılı pankartın önünde basın açıklaması yaptı. Boykot çağrısıÇin Halk Cumhuriyeti Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bırakan Memur-Sen Ankara Şubesi ise Çin mallarına boykot çağrısı yaptı. İnsanlık dışı katliam, yurdun çeşitli illerinde sivil toplum örgütlerince protesto edilerek kınandı. Tüm Sağlık-Sen Genel Başkanı Okay Erözgün yaptığı yazılı açıklamada, “Hükümet Çin ile ilişkilerinde hiçbir şey olmamış gibi davranamaz” derken, Türk Ocağı Kırşehir Şube Başkanı Mustafa Kılınç, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası örgütler ve sivil toplum kuruluşlarına olayları durdurma çağrısında bulundu. Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) Mersin ve Kayseri Şubeleri ise hükümetin ve uluslararası kuruluşların olayların son bulması yönünde bir an önce aktif rol üstlenmesi gerektiğini bildirdi. Türk Eğitim-Sen Hatay Şube de vahşeti kınadı.* Sümeyra YILMAZ

İstanbul Ülkü Ocakları da Doğu Türkistan olaylarını, Çin’in İstanbul Başkonsolosluğu önüne siyah çelenk bıraktılar.

Memur-Sen üyeleri, Çin’in Ankara Büyükelçiliği önünde basın açıklaması yaparak, Urumçi’deki olayları protesto ettiler.

Katliama vekiller de sert tepki gösterdiMHP’li üyeler ile iki AKP milletvekili Çin Dostluk Grubu’ndan istifa ettiMHP’li milletvekilleri ve AKP’li iki milletvekili Seracettin Karayağız ile Asım Aykan, Türkiye-Çin Parlamentolararası Dostluk Grubundan istifa etti. Dostluk Grubu’nun AKP’li Başkanı İhsan Arslan ise istifa etmeyeceğini bildirdi. MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, TBMM Başkanlığına yazı yazarak, dostluk grubunda görev alan MHP’li milletvekillerinin istifa ettiğini bildirdi. Vural, yazısında, “Doğu Türkistan Bölgesi’nde Uygur Türklerine yönelik saldırıların, toplu etnik katliam boyutlarına ulaştığını” ifade etti. Vural, şunları kaydetti: “Türk milletinin, büyük acı duyduğu bu olaylar karşısında Türkiye-Çin Parlamentolararası Dostluk Grubunda bulunmanın bir anlam taşımayacağı düşüncesindeyiz. Bu çerçevede, Türkiye-Çin Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanvekili Ahmet Orhan, Yönetim Kurulu üyesi Meral Akşener ile dostluk grubuna üye milletvekillerimiz istifa etmişlerdir.” AKP’li milletvekillerinden Seracettin Karayağız ile Asım Aykan da istifa ettiklerine belirten dilekçeyi Meclis Başkanlığı’na sundular. Milletvekilleri, dilekçelerinde Çin Hükümetinin tavrını protesto ettiklerini belirtirken, TBMM Türkiye-Çin Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı, AKP Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan, dostluk grubundan istifaları, “Halkımızın haklı tepkilerini ifade ediyor. Umarım bu tepkiler caydırıcı olur” diye değerlendirdi. Arslan, istifa etmeyi düşünmediğini belirterek, pozisyonlarıyla, caydırıcı olmaya çalıştıkları kaydetti. Arslan, devletin kurumlarının, gereken tepkiyi, makul ölçüler içinde vereceğini dile getirdi

Kaynak: Yeniçağ
‘Çin ordusu bizim kebapçıları öldürüyor!’
Aziz ÜSTEL austel@stargazete.comRSS

Sincan-Uygur Bölgesi’nde 600’ün üstünde Müslüman Uygur Türkünün öldürüldüğü, yaralı sayısının binlerle ifade edildiği bir etnik temizlik yaşanıyor.Urumçi, Kaşgar, Aksu ve Yining kentlerinde sokaklar Çin askerinden geçilmiyor. Av mevsimi açılmış sanki; Uygur avına çıkmış Çin milleti! Mermi yağıyor, kırbaç şaklıyor, dipçik iniyor... Uygurlar birbiri ardına, kanlar içinde yere seriliyor..Ve Türkiye’de kimi cahiller ‘Büyük Rus, Çin, Türk’ ittifakından söz ediyorlar , NATO, AB ve ABD’yle birlikteliğe bir seçenek olarak!iha.com.tr’ye gelen yazı, bu üçlü ittifak meraklılarının suratına bir tokat gibi inmeli:‘Bizim kebapçıları öldürüyorlar ağabey... Soykırım başlatıldı resmen. Ordu önüne geleni, ayrım yapmaksızın vuruyor. Dünya birşey yapmalı!’Ve devam ediyor e-posta:‘Ağabey burada internet pek güvenli değil, sonra anlatırım. Bizim memlekette Chinamobile’ı (cep telefonı şebekesi) kapattılar... İnternet ve elektriği kestiler. Şu an ordu bastırıyor. Allah büyüktür. Kanton taraflarında bizim kebapçıları ve meyvecileri öldürüyorlar!’Sözde özerk, Doğu Türkistan bölgesine, son yıllarda dünyanın Çinlisini yolladı Çin Hükümeti. Ki, Uygurları yalatıp yutsun, sayılarını en aza indirsin diye. Dahası ekonomik anlamda, bu bölgeyi geri bıraktırmak için elinden geleni de ardına koymadı. Yağmur Atsız Bey’in Salı günkü yazısında çok güzel belirttiği gibi ‘... Eritme politikasının son hamlesi, eşsiz bir tarihi hazine özelliği taşıyan Kaşgar’daki iç şehir mahalleleri katledildi...’Özellikle Urumçi’ye, Pekin’den dünyanın Han Çinlisi gönderildi. Kentin nüfusu böylece 2 milyon 300 bine tırmandı. Yani tam bir eritme ve yok etme politikası!Görgü tanıklarına göre, herşey İdah Camisi’nin önünde, yoklukla yoksulluğa karşı sesini yükselten 300 kişinin bi araya gelmesiyle başladı. Bu 300 kişinin çevresini saran ilk halka polis, ikinci halkaysa asker... Ve ardından indi coplar, indi dipçikler, yağdı mermiler...Adının Yakup olduğunu söyleyen bir kişi ‘Cami çıkışında işsizliğe karşı sesimizi yükselttik. Çinliysen iş de var para da. Uygur Türkü ve Müslümansan açlığa mahkumsun!’Çinliler işledikleri cinayetin sorumlusunu da buldular hemen. Adı Rabiya Kadir.Eskiden Urumçi’de yaşayan ama işi ve evi elinden zorla alınıp bir Çinliye verilen 62 yaşında bir kadın! Telefon etmiş, Urumçi’deki yandaşlarına, sürgüne gittiği ABD’den ve ‘ayaklanma başlatın!’ demiş! Ama bu var sayımlarla ilgili tek bir kanıt sunamadı hükümet şu ana kadar.Sözde Ermeni soykırımı... Kürtlere zulüm diye bize diklenenler, acaba Uygurlara yönelik bu soykırım ve eritme siyasetine karşı çıkacak mı?Boşuna heveslenmeyin, kimsenin gıkı çıkmaz!

Sincan ceset tarlası

AKŞAM DUNYA 08 TEMMUZ 2009, ÇARŞAMBA

Uygur Türkleri ve Han Çinlileri arasında patlak veren çatışmada ölü sayısı 156'ya çıktı. Asker ve polisin aşırı sert müdahalesi Urumçi'yi savaş alanına çevirdi. Kentin dört bir yanındaki üst üste yığılmış cesetler, askeri kamyonlarla olay yerinden taşınıyor.

Çin'in Sincar Uygur Özerk Bölgesi'nde Uygur Türkleri ile Han Çinlileri arasında pazar günü çıkan çatışmaya ordunun müdahalesi Urumçi'yi savaş alanına çevirirken, ölenlerin sayısı 156'ya ulaştı. 1000'i aşkın kişinin yaralandığı olayların ardından 1500 kişi de gözaltına alındı. Uygurların barışçı protesto gösterisi sonrasında başlattığı gösteriye asker, polis ve Hanlıların müdahalesiyle Urimçi sokakları ceset tarlasına döndü. Han milliyetinden Çinliler, ellerinde satırlar, çivili çelik ve tahta sopalar, demir borular, kazmalar ile kent merkezine inerek Uygurlara saldırırken, onlara ait ev ve işyerlerini yağmaladı.

SATIRLARLA SALDIRDILAR

Polis Uygurlara satırlarla vahşice saldıran Han Çinlilerine karşı göz yaşartıcı bomba kullandı. Urumçi'de dün de süren çatışmalar Kaşgar kentine sıçrarken, Yili ve Aksu'da atmosferin gergin olduğu belirtildi. Sincan'ın dış dünyayla iletişimi tamamıyla kesilirken, Çin Resmi Haber Ajansı Şinhua, bölgede on yıllardır görülmeyen ölçüde kanlı etnik çatışmaların meydana geldiğini duyurdu. Etnik çatışmaların ardından bölgede gece sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Urumçi'de yaşananların 'barışçı gösteri olmadığı' belirtildi. Bakanlık sözcüsü Çin Gang, yaşananları 'kötü bir cinayet, sabotaj ve yağma' olarak değerlendirdi. Sözcü, 'Şiddeti barışçı gösteri diye niteleyenler, siyahı beyaz gibi gösterip kamuoyunu yanlış yönlendirmek istiyorlar' diye konuştu. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navi Pillay, ölü sayısının bu denli yüksek olmasının olağanüstü olduğuna dikkati çekti.

http://www.gazeteoku.com/popup.php?url=http://www.aksam.com.tr

Video görüntüleri

Zaman Gazetesi

http://www.zaman.com.tr/multimedya.do?tur=video&aktifgaleri=6549&title=urumcide-catisma

7 Temmuz 2009 Salı

Türkiye gazeteleri












Türkiye bugün atılan bu gazete başlıklarını, Doğu Türkistan'a karşı gösterilen hassasiyeti unutmayacak. Manşetlerine hala eften püften konuları taşıyanları da..