KAFASI EZİLEREK ÖLDÜRÜLEN İKİ UYGUR'UN GÖRÜNTÜLERİ
ÇİN DEVLET TELEVİZYONUNDA YAYINLANDI:
http://www.gerceklerimiz.com/uygur-turklerine-soykirim-yapiliyor/
5 Temmuz 2009…
21. Yüzyılda devam eden esaret ve ardı arkası gelmeyen katliamlarla yok edilen Uygur Türk Toplumunun şerefli mazlum insanları. Uygur Özerk Bölgesi olarak bilinen Sincan Uygur Bölgesi yani Doğu Türkistan kan ağlıyor…
Medyada yapıla yorumların tümünü izlemeye çalışıyorum. Bugün (7 Temmuz 2009-Ankara) yapılan protestoya da katıldım. Medyada akıl almaz bir duyarsızlık var. Türk toplumu soykırıma uğruyor ve bunu görmek için âlim olmayı bekleyen beceriksiz ve güdümlü bir medyaya sahip olmanın utancını yaşıyorum. Bugünden sonra çin malı almayacak ve aldırmayacağım. Çünkü artık çok net olarak inanıyorum ki, benim vereceğim her kuruş, soydaşlarımın kafasını taşla ezen katil Çinlileri biraz daha güçlendirecek.
Yukarıdaki videoda iki Uygur Türk’ünün katledilişini izlediğinizde ne kadar haklı olduğumu göreceksiniz.
Çin devlet televizyonunun verdiği görüntüleri izlediğimde aklım duruyor. Katliamı yapan ve sokak ortasında Uygur Türklerini taşlarla şehit edenler Çinliler iken, Uygur Türkleri bölgeye yerleştirilen katiller tarafından hem katlediliyor hem de televizyonda terör yaratan insanlar gibi gösteriliyorlar. Ellerinde sopa, demir, kürek ve demirlerle sokağa çıkan binlerce Çinli önüne gelen Uygur Türklerini sokakta katlediyorlar. Elleri sopalı, satırlı bıçaklı sürüler halinde caddeleri dolduran kalabalıklar maalesef Uygurlar imiş gibi gösteriliyor. Bunların Çinliller olduğunu söylemiyorlar. Polis ve asker barikatlar kurarak Uygur Türklerinin azınlıkta olduğu mahallelere girmeyi engelleyerek Türk soykırımına destek veriyor. Çinli katilleri aramak yerine, Uygurların evlerine baskın yaparak gözaltına alıyor ve ne oldukları meçhul olan soydaşlarımız çaresizlik içinde dünyanın sesini duymasını ve bu katliamı engellemesini bekliyor.
Türkiye olarak, Filistin konusunda gösterilen hassasiyeti bir insanlık görevi olarak açıklamıştı. Bugün Uygur Türkleri katlediliyor ve dünya ile olan irtibatları kesilmiş durumdadır. İnsanlar gündüz vakti asker, polis ve sivil gözü dönmüş katil Çinliler tarafından katlediliyorlar. İnsanlık görevi, Türk Hükümeti tarafından Uygur Türkleri içinde yerine getirilmelidir. Medya bu konuda hassasiyet göstermeli ve bu katliamlar durdurulmalıdır.
Bugün protesto gösterisi sırasında uydudan yapılan canlı bağlantıda duyduklarımız içler acısıydı. Telefon görüşmesini yapanda, bu görüşmeyi dinleyenler de ağlıyorlardı. Çünkü Urumçi’de bulunan soydaşımızın söyledikleri içleri parçalıyor; Çin’e duyulan nefreti de artırıyordu.
Polisin arama yapması bahanesiyle Uygur evlerine giren Çinlilerin, evdeki insanları boğazlarını keserek öldürdüğünü, dün geceden bu yana 300 civarında soydaşımızın katledildiğini ve gece boğazı kesilen soydaşlarımızın çıplak olarak sokağa atıldıklarını anlatan konuşmacı “İnsansanız insanlık için, Müslüman’sanız Müslümanlık için, Türk’seniz Türklük için bize yardım edin, yoksa tüm Uygur Türklerini katledecekler” diye haykırıyordu.
Çinlilerin sürekli Türkleri tahrik ettikleri ve Uygur Türklerini öldürün diye internet sitelerinde mesajlaştıkları söylenirken, bugün de Kaşgar kentine sıçrayan olaylarla olaylar daha da büyük boyutlara ulaşacak gibi görünüyor.
Sözün bittiği zamanı yaşıyoruz.Lütfen müdahale edilsin ve bu katliamlar durdurulsun.
“UYAN DÜNYA UYUMA, SON VERİN BU KIYIMA…”
26.6.2009 Soykırımı:
http://www.youtube.com/watch?v=YEko0KL2Jc4&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=kd7kcfgIyGc&feature=related
Aşağıdaki sitede de öldürülenlerin görüntüleri (çin bakışıyla verilmiş olmasına rağmen) var:
http://www.youtube.com/watch?v=JHCJkS606Fc
Çin soykırımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çin soykırımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Temmuz 2009 Perşembe
Biz ağlıyoruz Batı gülüyor

EMİN SUAT PAZARCI
9.7.2009
Doğu Türkistan'da tam bir insanlık dramı yaşanıyor. Uygurlar katlediliyor, camiler yanıyor, devlet destekli Çinliler sokaklarda Uygur avı yapıyor...Urumçi'de, Uygur Türkleri evlerinde hapis. Ekmek almak için bile dışarı çıkamıyorlar.Zaten alış-veriş yerlerinin büyük bölümü kapalı. Ayrıca, kapısının önüne çıkan, öldürülme tehlikesi ile karşı karşıya.Bazı bölgelerde ise, Uygurlar ile Çinliler arasında çatışmalar devam ediyor. Asker ise, olayları bastırmak için orantısız bir güç kullanımı içinde. Çin'de öyle bir yönetim var ki...Kendi soyundan olan Çinlilere bile acımıyor.
Geçmişte yaşananlar ortada. Tianenman Meydanı'nda kendi insanını tanklar altında ezdi. Üniversite öğrencilerini yok etti. Yönetim, yıllardır "kafasını kaldıranı, ezer, öldürürüm" politikası uyguluyor. Kıpırdayanı ve sıkıntı vereni de gerçekten yok ediyor.Son olaylarla ilgili olarak alınan karar tüyler ürpertici. Çin Komünist Partisi, Urumçi Olayları'nın sorumlularının direkt idam edileceklerini açıkladı. Demek ki, daha yüzlerce Uygur Türkü daha katledilecek. Sorgusuz sualsiz darağaçlarında sallandırılacak. Çin'de insan en değersiz varlık. İnsan hakları, bugün bile Çin sınırlarından içeri girebilmiş değil. Baştaki yönetim, milyarlık nüfusuna asgari bir geçim sağlıyor. Onlardan dilediği gibi yararlanıyor. Elindeki bu insan malzemesini de batıya karşı bir güç gösterisi olarak kullanıyor.ABD ve AB'nin hedefi ise, Çin'in iç dengelerini bozmak, içeride kargaşa ve huzursuzluk çıkarmak. Batı, Çin'e yönelik olarak destabilazyon politikası uyguluyor. Bu gerçek ışığında bakıldığında, batılı ülkelerin Doğu Türkistan'daki can kaybından rahatsız olduğu söylenemez.Biz üzülüyor, kan ağlıyoruz. Onlar memnun.Biz olayların dinmesini, Urumçi'de daha fazla kan dökülmemesini istiyoruz. Onların umurunda bile değil. Çin'deki karışıklığa bakıp, zevkten ellerini ovuşturuyorlar!
***Çin'den dünyaya yayılan fotoğraflar, "insanlık nerede" dedirtecek cinsten. Üstelik, bunlar yaşananların sadece küçük bir kesiti.Belli ki çok daha vahimleri var!Batı ise sadece seyrediyor. İşte bu yüzden Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu dün bir açıklama yaparak, bu tavrı eleştirdi:- Umarım balina ölümlerinde seferber olan insanlık, Doğu Türkistan'daki binlerce insanın ölümünü de önemser!Oysa, batı yine kılını kıpırdatmadı...Hemen BM Güvenlik Konseyi'ni toplamak kimsenin aklına gelmedi. Başbakan Erdoğan da dün yaptığı açıklamada, BM Güvenlik Konseyi'nin sorumluluğunu hatırlatmak zorunda kaldı.Doğu Türkistan, Çin'in yumuşak karnı...Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı ve Gökbayrak Dergisi Yazı İşleri Müdürü Ebubekir Türksoy da aynı kanaatte. "Biz yıllardır tekrarlayıp duruyoruz" diyor:- Batılı ülkeler, Doğu Türkistan'ın yapısını kullanmak istiyorlar. Onlar için önemli olan büyüyen bir Çin'in önünü kesmek ve zayıflatmak. Yoksa Doğu Türkistan'da yaşayan Uygur Türklerini düşündükleri yok.Ardından ekliyor:- Doğu Türkistan'ın 35 milyon nüfusu var. Büyük bir kitle. Burada yaşayan insanlar, bağımsızlık tutkusu içindeler. Batı bunu kullanmak istiyor. Çin'in bu tür çatışmalarla karşı karşıya kalması batının işine geliyor.Ve son sözünü söylüyor:- Biz yıllardır böyle bir çatışmanın batının işine geleceğini söylüyorduk. Maalesef korkulan oldu.Doğu Türkistan , kısır bir döngü içinde... Çin, yıllardır Uygurları yok etmeye çalışıyor. Batı da Uygurları kullanmayı hedefliyor.Bölgedeki en ufak bir hareketlenme, Çin'in ekmeğine yağ sürüyor. İnsanlık rafa kaldırılıyor. Büyük bir vahşet sergileniyor. Sonuçta, Uygur Türkleri telafisi mümkün olmayan büyük zarar görüyor.Uygur Türkleri haklı olmasına haklılar da... Bu haklarını ararken, kendilerini kimseye kullandırmamak, son derece dikkatli ve itidalli davranmak zorundalar.
Doğu Türkistan'da katliam var
8.7.2009Olayları doğru çözebilmek için öncelikle bir noktanın altını çizmek lazım. Doğu Türkistan, Çin'in işgali altındaki tarihi bir Türk bölgesi. Anadolu'da yaşayan bizlerin de ana yurdu. Bugün olayların yoğun yaşandığı bölgede 1933'te, Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti vardı. Ancak yaşatılmadı. Doğu Türkistan Türkleri, 1944'de de Osman Batur'un liderliğinde ayaklandılar. Kuzey Bölgesi'nde Doğu Türkistan Cumhuriyeti kuruldu. 1949'daki komünist işgali ile birlikte, o da yok edildi. O günden bu yana insanlık dışı bir asimilasyon politikası uygulanıyor... Resmi rakamlar ortada: Komünist Çin işgalinin gerçekleştiği 1949'da, Başkent Urumçi'de sadece yüzde 4 Çinli vardı. Bugün Çinli nüfus yüzde 80'e çıktı. Maden bölgelerinde yeni kentler inşa edildi. Tamamına Çinliler yerleştirildi. Geçmişte yüzde yüz Türk şehri olan Kaşgar gibi bölgelerde Türklerin oranı yüzde 50'ye düşürüldü. Mao ve komünizmin getirdiği sıkıntılar, Doğu Türkistan'da çok ağır yaşandı. Önce toprak inkılabı yapılıp, topraklar devletleştirildi. Sonra buralara Çinliler getirilip yerleştirildi. Çinliler bir sıkıntı çektiyse, Uygurlar bin sıkıntı ile karşı karşıya kaldı. Çin, 2003 yılından sonra yeni bir politika yürürlüğe soktu. Çin'in çeşitli bölgelerindeki fabrikaların yanında toplama kampları benzeri yatakhaneler inşa etti. Kız erkek ayırt etmeden Doğu Türkistan'daki gençleri toplayıp, buralara götürdü. İnsanlık dışı şartlar altında boğaz tokluğuna çalıştırmaya başladı. Bu fabrikalarda bedavaya çalıştırılan Türk gençlerinin sayısı 300 bin civarında.
***İşte, son olaylar da toplama kamplarını andıran bu yatakhanelerin birinde başladı. 26 Haziran'da fabrikada Çinliler tarafından Uygur kızlara sarkıntılık yapıldı. Tepkiler üzerine kavgalar çıktı. Aynı günün akşamı da Uygur Türklerinin kaldığı yatakhane basıldı. Resmi rakamlara göre 12 kişi öldü. Saldırıya uğrayanların verdikleri bilgiye bakılırsa, 300 Uygur katledildi.Önceki gün, Urumçi'de toplanan Uygurlar bu olayı protesto etmek istediler. Çin yönetimi buna bile tahammül edemedi. Uygurlara silahla müdahalede bulundu. Yüzlerce kişi öldü. Dün de Çinlilerle Uygurlar arasında çatışmalar başladı. Olaylar, güvenlik güçlerinin kontrolünden çıkmış durumda. Bölgeden sağlıklı haber alınamıyor. Telefon ve internet tamamen kesik. Sadece birkaç uydu telefonu çalışıyor. Onları kullananlar da evlerinden çıkamadıkları için verdikleri bilgiler sınırlı. Son gelen bilgilerden biri, Uygur gençlerinin kaldığı üniversite yatakhanesinin basılması. Burada Çinlilerin delici ve kesici aletlerle çok sayıda üniversite öğrencisini katlettiği belirtiliyor. Ancak, sayı belli değil. Uygur Türkleri, büyük bir katliam tehlikesi ile karşı karşıyalar. Bir yandan güvenlik güçlerinin ateşi altındalar; diğer taraftan Çinlilerin saldırısıyla imha edilmeye çalışıyorlar.
***Belgede gerçekten de kaygı verici gelişmeler var... Çin, bu tür olaylarda hemen askeri birlikleri devreye sokuyor. Uygur Türklerini ateş altına alıyor. Bu bölgede geçmişte büyük katliamlar gerçekleştirildi. 1990'da, Kaşgar'ın Barın bölgesinde Uygurlar tarafından tarihi bir caminin yıkılması protesto edildi. Barın'a öylesine sert bir müdahale oldu ki, askeri uçaklar devreye sokuldu. Şehrin üzerine havadan bombalar yağdırıldı. Neredeyse bütün kasaba halkı yok edildi. 5 Şubat 1997'de, Juvca'da kadir gecesi ibadet edenlere müdahale edildi. Bunun üzerine şehir halkı ayaklandı. Çin yönetimi, hemen askeri birlikleri devreye soktu. Çatışmalar bir hafta devam etti. Kesin sayı belli değil, ancak askeri birlikler tarafından yüzlerce Uygur katledildi. Tutuklanarak götürülen yüzlerce insanın akıbetleri de bilinmiyor.
***Doğu Türkistan, komünist asimilasyon altında inliyor... 1949'dan bu yana bölgenin demografik yapısının değiştirilmesi için yapılmayan kalmadı. Sincan, sözde özerk bir bölge. Ancak, bu özerkliğin sadece adı var. Çinliler, özellikle geri bıraktıkları bu bölgede, her türlü sindirme politikasından örnekler sergiliyorlar. Uygurların, Türklükleri de dinleri de büyük baskı altında. Kısacası, hür dünyanın gözleri önünde Sincan Özerk Bölgesi'nde büyük bir katliam yaşanıyor!
***İşte, son olaylar da toplama kamplarını andıran bu yatakhanelerin birinde başladı. 26 Haziran'da fabrikada Çinliler tarafından Uygur kızlara sarkıntılık yapıldı. Tepkiler üzerine kavgalar çıktı. Aynı günün akşamı da Uygur Türklerinin kaldığı yatakhane basıldı. Resmi rakamlara göre 12 kişi öldü. Saldırıya uğrayanların verdikleri bilgiye bakılırsa, 300 Uygur katledildi.Önceki gün, Urumçi'de toplanan Uygurlar bu olayı protesto etmek istediler. Çin yönetimi buna bile tahammül edemedi. Uygurlara silahla müdahalede bulundu. Yüzlerce kişi öldü. Dün de Çinlilerle Uygurlar arasında çatışmalar başladı. Olaylar, güvenlik güçlerinin kontrolünden çıkmış durumda. Bölgeden sağlıklı haber alınamıyor. Telefon ve internet tamamen kesik. Sadece birkaç uydu telefonu çalışıyor. Onları kullananlar da evlerinden çıkamadıkları için verdikleri bilgiler sınırlı. Son gelen bilgilerden biri, Uygur gençlerinin kaldığı üniversite yatakhanesinin basılması. Burada Çinlilerin delici ve kesici aletlerle çok sayıda üniversite öğrencisini katlettiği belirtiliyor. Ancak, sayı belli değil. Uygur Türkleri, büyük bir katliam tehlikesi ile karşı karşıyalar. Bir yandan güvenlik güçlerinin ateşi altındalar; diğer taraftan Çinlilerin saldırısıyla imha edilmeye çalışıyorlar.
***Belgede gerçekten de kaygı verici gelişmeler var... Çin, bu tür olaylarda hemen askeri birlikleri devreye sokuyor. Uygur Türklerini ateş altına alıyor. Bu bölgede geçmişte büyük katliamlar gerçekleştirildi. 1990'da, Kaşgar'ın Barın bölgesinde Uygurlar tarafından tarihi bir caminin yıkılması protesto edildi. Barın'a öylesine sert bir müdahale oldu ki, askeri uçaklar devreye sokuldu. Şehrin üzerine havadan bombalar yağdırıldı. Neredeyse bütün kasaba halkı yok edildi. 5 Şubat 1997'de, Juvca'da kadir gecesi ibadet edenlere müdahale edildi. Bunun üzerine şehir halkı ayaklandı. Çin yönetimi, hemen askeri birlikleri devreye soktu. Çatışmalar bir hafta devam etti. Kesin sayı belli değil, ancak askeri birlikler tarafından yüzlerce Uygur katledildi. Tutuklanarak götürülen yüzlerce insanın akıbetleri de bilinmiyor.
***Doğu Türkistan, komünist asimilasyon altında inliyor... 1949'dan bu yana bölgenin demografik yapısının değiştirilmesi için yapılmayan kalmadı. Sincan, sözde özerk bir bölge. Ancak, bu özerkliğin sadece adı var. Çinliler, özellikle geri bıraktıkları bu bölgede, her türlü sindirme politikasından örnekler sergiliyorlar. Uygurların, Türklükleri de dinleri de büyük baskı altında. Kısacası, hür dünyanın gözleri önünde Sincan Özerk Bölgesi'nde büyük bir katliam yaşanıyor!
8 Temmuz 2009 Çarşamba
Sincan ceset tarlası
AKŞAM DUNYA 08 TEMMUZ 2009, ÇARŞAMBAUygur Türkleri ve Han Çinlileri arasında patlak veren çatışmada ölü sayısı 156'ya çıktı. Asker ve polisin aşırı sert müdahalesi Urumçi'yi savaş alanına çevirdi. Kentin dört bir yanındaki üst üste yığılmış cesetler, askeri kamyonlarla olay yerinden taşınıyor.
Çin'in Sincar Uygur Özerk Bölgesi'nde Uygur Türkleri ile Han Çinlileri arasında pazar günü çıkan çatışmaya ordunun müdahalesi Urumçi'yi savaş alanına çevirirken, ölenlerin sayısı 156'ya ulaştı. 1000'i aşkın kişinin yaralandığı olayların ardından 1500 kişi de gözaltına alındı. Uygurların barışçı protesto gösterisi sonrasında başlattığı gösteriye asker, polis ve Hanlıların müdahalesiyle Urimçi sokakları ceset tarlasına döndü. Han milliyetinden Çinliler, ellerinde satırlar, çivili çelik ve tahta sopalar, demir borular, kazmalar ile kent merkezine inerek Uygurlara saldırırken, onlara ait ev ve işyerlerini yağmaladı.
SATIRLARLA SALDIRDILAR
Polis Uygurlara satırlarla vahşice saldıran Han Çinlilerine karşı göz yaşartıcı bomba kullandı. Urumçi'de dün de süren çatışmalar Kaşgar kentine sıçrarken, Yili ve Aksu'da atmosferin gergin olduğu belirtildi. Sincan'ın dış dünyayla iletişimi tamamıyla kesilirken, Çin Resmi Haber Ajansı Şinhua, bölgede on yıllardır görülmeyen ölçüde kanlı etnik çatışmaların meydana geldiğini duyurdu. Etnik çatışmaların ardından bölgede gece sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Urumçi'de yaşananların 'barışçı gösteri olmadığı' belirtildi. Bakanlık sözcüsü Çin Gang, yaşananları 'kötü bir cinayet, sabotaj ve yağma' olarak değerlendirdi. Sözcü, 'Şiddeti barışçı gösteri diye niteleyenler, siyahı beyaz gibi gösterip kamuoyunu yanlış yönlendirmek istiyorlar' diye konuştu. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navi Pillay, ölü sayısının bu denli yüksek olmasının olağanüstü olduğuna dikkati çekti.
http://www.gazeteoku.com/popup.php?url=http://www.aksam.com.tr
Etiketler:
Çin soykırımı,
Gazeteler
Çin sorumluları idam edecek (Yeni bir katliam daha kapıda!)



Çin Komünist Partisi'nden yapılan bir açıklamada, Çin hükümetinin Şincan'daki gösterilerin ardında olan kişileri idam edeceği duyuruldu.
(Kalabalığın üzerine ateş açanlar herhalde yukardakilerdi !)



(Bu resimlerde de elleri Çin polisince kelepçelenmiş ve bu şekilde öldürülmüş Uygurlar görülüyor!)08 Temmuz 2009 Çarşamba 15:01
Şincan'da sular durulmuyor. Çin askerleri Urumçi'de teyakkuza geçti. Çin hükümeti ise gösterilerin sorumlularının idam edileceğini duyurdu.
Öte yandan Şincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki kanlı olaylar sürüyor. Bölgenin başkenti Urumçi'de 200 kişilik bir grup protesto gösterisi düzenledi. AFP'nin bildirdiğine göre, Hanların yaşadığı mahalleleri ayırmak için polisin kordon altına aldığı yerin yakınlarında toplanan Uygurlar, Hanları protesto etti. Taşlı sopalı göstericilerden biri, dün gece 300 kadar Hanın güvenlik kordonunu geçerek evlere saldırdığını ve bir lokantaya zarar verdiğini, hatta 50 yaşındaki bir kişiyi dövdüğünü ve bu yüzden protesto gösterisi düzenlediklerini ileri sürdü. Çin ordusuna ait birlikler ise Urumçi'de teyakkuza geçti ve adeta gövde gösterisi yaptı. ALINAN ÖNLEMLER YASAL VE HAKLI Uygur Özerk Bölgesi'nin Urumçi Belediyesi ise, 5 Temmuz'da çıkan şiddet olayları ve yetkililerin duruma müdahalesiyle ilgili basın toplantısı düzenledi. Urumçi Belediye Başkanı Jerla İsamudin, Pazar günü başlayan olaylarda Pazartesi akşamına kadar 156 kişinin hayatını kaybettiğini, 1080 kişinin yaralandığını söyledi. Olaylarda 11'i polis aracı olmak üzere 60 taşıtın, 209 dükkanın ve iki binanın tahrip edildiğini belirten Belediye Başkanı, toplam 56 bin 850 metrekarelik bir alanın da ateşe verildiğini bildirdi. Çin Komünist Partisi Urumçi Komitesi Sekreteri Li Cı da belediyenin olaydan sonra özel bir ekip oluşturduğunu, kentte hasar gören altyapı tesislerinin kısa zamanda yeniden hizmete sokulacağını ifade etti. Bu arada Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Çin Gang, Urumçi'de patlak veren şiddet olaylarına karşı alınan önlemlerin yasal ve haklı olduğunu vurgulayarak, bu önlemlerin farklı etnik gruplara mensup halk tarafından da desteklendiğini açıkladı. Çin Gang, Pekin'de düzenlenen olağan basın toplantısında, Şincan Uygur Özerk Bölgesi'nde yasaların uygulanmasıyla görevli makamların bazı şüphelileri gözaltına almasının, halkın can ve mal güvenliğini korumayı amaçladığını söyledi. Sözcü, hiçbir ülke gibi Çin'in de bu tür sabotaj ve şiddet olaylarına izin veremeyeceğine, aksi takdirde ülkenin hukukla yönetilen bir ülke ve hükümetin sorumlu bir hükümet olamayacağına dikkati çekti.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)